İçeriğe geç
Kariyer

Solistlik Hayaliyle Büyüyüp Orkestrada Uyanmak

Buğrahan İlter2 dk okumaDream Theater — Out of Reach
Solistlik Hayaliyle Büyüyüp Orkestrada Uyanmak

Konservatuvara giren her keman öğrencisinin gözünde aynı hayal var: sahnede tek başına, spot ışıkları üzerinde, bir orkestra eşliğinde konçerto çalmak. Hocalar da bu hayali besliyor açıkçası, çünkü kimse öğrencisine "sen muhtemelen bir gün bir orkestrada arka sıralarda oturacaksın ya da başka çocuklara nota okumayı öğreteceksin" demiyor. Oysa gerçek şu: mezunların büyük kısmı ya orkestraya giriyor ya da öğretmenlik yapıyor. Solistlik yolu gerçekten çok az kişiye nasip oluyor. Bu kadar açık bir istatistiksel gerçek varken, eğitim sistemi hâlâ herkesi solist olacakmış gibi yetiştiriyor ve asıl gidecekleri yerlere dair neredeyse hiçbir hazırlık vermiyor.

Bunun en somut hali orkestra derslerinde ortaya çıkıyor. Birçok okulda orkestra dersi resmi müfredatta var ama uygulama neredeyse göstermelik. Bazı bölümlerde yeterli sayıda enstrümancı bile bulunmuyor, bir kısım grup neredeyse yarım kadroyla prova yapıyor, bazı partiler eksik olduğu için bu kısımlarda sessizlik hakim oluyor. Bu da öğrencinin gerçek bir orkestra dinamiğini, bir sesin diğeriyle nasıl birleştiğini, şefle nasıl iletişim kurulduğunu deneyimlemeden mezun olmasına yol açıyor. Hocalar tarafında da işler pek farklı değil; keman eğitimi veren birçok öğretmen bizzat düzenli orkestra deneyimi yaşamamış, ya da bu işin pedagojisini öğretecek kadar bu konuda derinleşmemiş oluyor. Sonuçta öğrenciye "nasıl iyi bir orkestra müzisyeni olunur" değil, sadece "notaları doğru çal ve benim kafamdaki müziği yap" öğretiliyor, ki bu ikisi asla aynı şey değil.

Oda müziği tarafında durum belki daha da vahim. Küçük gruplar halinde çalışmak, birbirini dinlemeyi, uyumu, esnekliği öğretmesi gereken en değerli derslerden biri, ama öğrenci sayısının yetersizliği yüzünden gruplar eksik kadroyla kuruluyor. Bu da öğrencinin asıl öğrenmesi gereken şeyi, yani başka müzisyenlerle gerçek bir müzikal diyalog kurmayı, eksik öğrenmesine sebep oluyor. Sonuçta ortaya çıkan tablo şu: sistem herkesi solist olacakmış gibi eğitiyor, ama gerçekte mezunların çoğu orkestraya ya da öğretmenliğe gidiyor, ve tam da bu iki alan için gereken eğitim hiçbir şekilde verilmiyor.

Peki çözüm nerede aranmalı? Aslında çok da uzakta değil. Profesyonel devlet orkestralarının bulunduğu illerdeki konservatuvarlar, o orkestralarla düzenli bir işbirliğine girebilir. Öğrenciler provalara gözlemci olarak değil, gerçek bir katılımcı gibi dahil edilebilir; hazır olanlar zamanla konserlere bile çıkarılabilir. Böylece öğrenci, hocasından duyduğu teoriyi değil, gerçek bir profesyonel orkestranın nasıl çalıştığını bizzat yaşayarak öğrenir. Belki de asıl konuşulması gereken, kimin solist olacağı değil, konservatuvarların öğrencilerini gerçekte gidecekleri yere ne kadar hazırladığı, ve bu hazırlığı sağlayacak somut adımların ne kadar atılabilir olduğu.

Bu yazı 'keman' enstrümanına özel yazılmıştır. Bunun sebebi ise benim bir keman sanatçısı olmam ve bu şekilde yetiştirilmiş olmamdır. Farklı enstrümanlara da geçerli olduğunu biliyorum. Ancak bunu kendi perspektifimden gördüğüm şekilde anlattım.

Buğrahan İlter

Keman

Çukurova Devlet Senfoni Orkestrası Keman Sanatçısı

İlgili Yazılar

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapın.

Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.